Birçok kimsenin, kendi başına birtakım içeriklerle karşı karşıya kalması, düzensiz ve kontrolsüz bilgi toplamasına sebep oluyor. Bu düzensiz bilgiler; sosyal medya içeriklerinden, dizi ve filmlerden, keyfî veya kontrolsüz kitap okumalarından, karışık ve düzensiz video izleme yoluyla elde edilebiliyor. İşte bu yazımda, bu karmaşık duruma dair düşüncelerimi bulacaksınız.
Öğreniyoruz. Okuyarak, dinleyerek, izleyerek öğreniyoruz. Bunun belli bir düzende olmadığı durumlarda, sağlıksız bir öğrenme gerçekleşiyor. Belli bir düzen, format ve müfredat çerçevesinde öğrenme ise bizi birtakım kalıplara sokabiliyor. Burada eğitimcilerin maksat ve gayeleri belirleyici olacaktır.
Bütün bu öğrenme macerası, tabii olarak “sorumluluk fikri” aşılayacağından ve bu sorumluluktan çekinilmesinden olsa gerek; düzenli okuma ve düzenli eğitim yolu tercih edilmeyerek, ihmal edilerek, diğer öğrenme yolu, yani “düzensiz ve doğrulanmamış” olanı tercih edilmiş oluyor. Çevresinden; görerek, duyarak öğrendiklerini, aklına danışarak bir noktaya varıyor belki çok kimseler. İçinde yanlışlar barındıran, gerçekle yalanın iç içe geçtiği, sapla samanın birbirine karıştığı bir noktaya varıyorlar. Hızlı ve zahmetsiz bilgi toplamanın neticesi olarak güçlü bir cesaret çıkıyor ortaya. Bu bilgi toplama ister istemez gerçekleşiyor. Çünkü vakit ayırılan her kimse ve manzara besliyor zihinleri ama bu, sağlıksız beslenmedir.
Öncelik sırası belirlenmemiş, gözetilmemiş öğrenme, faydasız bilgilere merak, hazzın ve arzuların peşinden koşan irade, teslim alınmış kalp ve ruh. Bazı zamanlarda ise belli, sabit bir kabulün etrafında kümelenen koruyucu, hırçın bir hırs, öfke. Haklıyım! Güçlüyüm! Cesurum! Tamamlanmamış yapboz misali, netleşmeyen, iç içe geçmiş, sahibini yanlışa sabitleyen bilgi yığınları. Ön kabuller, aidiyetler, ırsî ve kültürel “miraslar” ile gelişi güzel toplanan bilgi, karışık bir zihin ve anlayışa sebep oluyor. Tanımanın ve tanışmanın iyice zorlaştığı bir durumla karşı karşıya bulunuyorsunuz. Dinlemenin, duymaktan öteye geçemediği güçlü bir karşı koyuş!
Düzenli öğrenmenin getireceği sorumluluk şuuru, tercih edilmiş cehalet sayesinde bertaraf edilir ve haz, hız ekseninde umarsızlık ve tembelliğin cezbedici konfor kapısı aralanır. Korkutan nedir? Belki bu konforun bozulacak olması veya gelişmelerin insanı çıkmaza sokacağı evhamı.
Güvenle birlikte gelen düzenli bilgi, sevgiden beslenir. Bilginin kaynağına sevgi ve saygı ise ilgiyi gerektirir. Seven güvenir, hoş görür, tahammül eder, takdir eder, kıymet bilir. Acı reçeteyi kabul eder, haddini bilmeyi tecrübe eder, itaat eder, terbiye ve edep alır.
İyi niyetin bulandırılmaması, kibir kafesine hapsolmamak; bunun için dua, tevekkül, teslimiyet ve tevazu gerekir. Had, hudut bilmek, ilimle kendini gösterir. Bu ilmi elde etmenin zorluğu göze alınmalı, kalitesi kontrol edilmelidir.
Soramıyor, arayamıyor, bulamıyor. Dağınık bilginin içinde, aklıyla başbaşa kalan “modern” insan, aklını kiraya vermiyor, benlik çukurunun duvarlarına vuruyor, dimağını tarumar ediyor!
Kadim geçmişin izlerini takip ederek bugünün dünyasını aydınlatmalıyız. Bize dayatılan “yeni”yi, nitelikli eğitimle karşılamalıyız. Bu nitelikli eğitimin yolu, ehil hoca ve eğitimciden geçer, ihlasla beslenir, edeple güzelleşir, sabırla kökleşir, pekişir. Fikir ve görüşler sarmalından salt akılla çıkmayı denemektense, istişâre, istihâre, duâ limanlarına uğramalı, temkinli çıkılan yolculuğu, başarıya ulaştırmalıyız.